‘Dövize çevrilebilir mevduat hesabı’ yada Dövize Endeksli Mevduat’ nedir?

Paylaş

‘Dövize çevrilebilir mevduat hesabı ‘ geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklandı. Önümüzdeki süreçlerde adını sıkça duyacağımıza benziyen ‘Dövize Çevrilebilir TL Mevduat Hesapları’ ya da diğer bir adıyla ‘Dövize Endeksli Mevduat’ nedir?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası döviz kurundaki hareketliliği durdurmak için alınacak yeni tedbirleri açıklamıştı. Döviz kurlarındaki yükselişin ve yerli paradan dolara kaçışın önünü kesmek amacıyla  için yeni alternatif yatırım ürünleri açıkladı. Daha sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, yeni uygulamanın “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat” hesabı olduğunu duyurmuştu. Peki Dövize çevrilebilir mevduat sistami nasıl işliyor? Ülke ekonomisine getirisi ne olacak ? Dövize Çevrilebilir TL Mevduat Hesapları karlı birer yatırım aracı olarak görülebilir mi?

Dövize Çevrilebilir TL Mevduat Hesapları, Döviz mevduat sahiplerine ya da döviz almak yerine parasını TL mevduat yapanlara, banka faizinin TL mevduat faiz oranından oluşacak getirisinin kur farkından daha düşük olduğu durumda arada kalan farkın mevduat sahibine ödeneceği bir sistem olarak karşımıza çıkıyor.

Dövize çevrilebilir mevduat hesabı: Türk Lirası cinsinden vadeli mevduat hesabı olanlar için, Döviz kurunun TL mevduat faizi karşısında değerlenmesi durumunda mevduat üzerinde bir getiri farkı oluşursa bu fark devlet tarafından mevduat sahiplerine ödenecek.

‘Dövize çevrilebilir mevduat hesabı ‘ geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklandı. ‘Dövize Çevrilebilir TL Mevduat Hesapları’ (DÇM) ya da diğer bir adıyla ‘Dövize Endeksli Mevduat’ Türkiyede daha önce uygulandı mı, sonucu ne oldu? Türk ekonomisine katkısı ne olur? Vatandaş daha yüksek bir gelir elde edebilir mi? İşte  ‘Dövize çevrilebilir mevduat hesabının ‘Türkiye’deki tarihi…

Euro, Banknot, Madeni Paralar, Avrupa Para Birimi

Türkiye’de Döviz çevirmeli mevduat

Öncelikle bu sistemin Bankacılık setöründe yeni değil daha öncede denenmiş bir sistem olduğunu belirtelim. Türkiye’de Döviz çevirmeli mevduat ilk kez 1960’larda konuşulmaya başlandı.

Amaç  dışarıdan döviz girişini teşvik etmek etmekti. Merkez Bankası (TCMB) bu hesaplara, Hazine adına, kur garantisi vermek süretiyle uygulanmaya başladı. Diğer bir deyişle kur farkının bütçeden karşılanması garanti edildi. Dövize çevrilebilir mevduat hesabı’ O dönemin şartlarında yurtdışındaki işçiler ve ihracatçıların yatırımlarını Ülkeye çekmek için yapılmış bir uygulamaydı.

Ve beklendiği gibi de oldu. ilk hesaplar açıldı ve toplamda 3,5 milyar doları bulan ciddi bir  döviz Türkiye’ye geldi. Fakat sonraları Dövize Endeksli Mevduat Ekonomik dengeler üzerindeki olumsuz etkisi olabileceği ekonomik dengeleri sarsabileceği gerekçesi ile önce vazgeçildi.

Daha sonra 1967’de ilk kez uygulandı. Bir müddet sonra Dövize Endeksli Mevduat’ların para arzı artışına ve enflasyonun hızlanmasına neden olmaya başladıkları değerlendirilerek kullanımına sınırlandırmalar getirildi. Ve nihayetinde DÇM’lerin anapara ve kur farkı ödemeleri, Hazine’ye aşırı yük getirmeye başlayınca kaldırıldı.

Ardından 1974’te döviz talebi basıncıyla Demirel Hükümeti, Petrol Krizi’nin etkilerini iç piyasaya yansıtmamak amacıyla ‘Dövize Endeksli Mevduat’ı yeniden gündeme aldı. o dönem 8 bankaya uygulama için yetkilendirildi. Yine amaç yabancı ülkelerde yaşayan Türklerin dövizlerini ve yabancı bankaları ülkeye çekmekti.

Ancak 1977 yılının ilk aylarından sonra yeni hesap açılması yavaşlamaya başlayınca TCMB ve bankalar, eski DÇM’lerin vadesi gelenlerinin paralarını geri ödemede zorlanmaya başladı. Türkiye DÇM ödemelerini yapamaz duruma geldi. Sonunda sistem 1978 yılında bitirildi. Bu borçlar, 1981 yılından sonra devlet tarafından üstlenildi.

1978’de ise DÇM sağlayan ve Türkiye ekonomisi üzerinde belirleyici söz hakkına sahip hale gelen bankalar, IMF koşullarını, IMF olmadan dayatmaya başladı. Bu nedenle hükümet yolu direk IMF’nin kapısını çalmakta buldu.

Daha sonra TL devalüe ( paranın değerini düşürmek) edildi. Fakat bu durum için geç kalındığı anlaşıdı ve 24 Ocak kararlarına neden olacak bir kriz yaşandı.  Bu durum 80’li ve 90’lı yıllarda yaşanan kronik enflasyonlara neden oldu.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir